mırıl mırıl danmalar

26 Haziran 2014 Perşembe

-bak bakalım ben ordamıymışım-

neden burdasın
sen niye beni içeri aldın
peki bu duruma nasıl geldin
şahitlerim var diye haykırdı
aslında o zaman daha çok hayalimiz vardı yüksek ateşte şımarttığımız
şimdilerde ise dolaptan çıkarıp soğuk soğuk yediğimiz
sebepsizce sadece var olduğu için güzeldir bazı şeyler diye okumuştum bi gün bi yerde
tam da bi neden biçmeye çalışırken bütün gerçeklik provalarıma
yerden tavana gülmeler döşedim
bu arada yirmi küsür yıldır değişmedi farkında mısın gülüş açılarının toplamı
-şair burda merhum gülüşlere allahtan rahmet dudak kıvrımlarına ise sabır dilemektedir.
ben konuşurken yüzüme bak derken masaya çarpıyordu
haklılığına aldığı heyet raporunu
daha sürükleyici yazmak isterdim ama eser miktarlarda silkeleyici anlatım biçimini seçtim
çayını soğutma dedi yanımdan geçen garson
çünkü çay bütün kaosları çözüverirdi onca sıcak-soğuk içecek listesinden
ve insan çaya razı olurken mutlu olurdu
çaya razı olmak mı
çay bir seçim tarzıdır.
ivedi ile özür dilerim tüm demlik ve tomurcuk çaylardan.

kafamı iyice sallayıp atsam kaç kaç gelir acaba
çektiğin fotoğraf kareleri en fazla 7 kere mi katlanıyor diye düşünüyorum çünkü
ve bir bavul gibi çekiştiriyorum seni dürüst olmak gerekirse
dürüst olacaktın bir ara diye terliği fırlattı kimin annesi.
biliyorum hep kızacaksın dedim
baktı suratıma yine aynı açıların toplamıyla tebessümünü yıktı başımdan aşağı
yok bişey bile demedi -yersiz teselliye bile razıyken
geçti dedi.
o an 1 dakikalık mutfak masası saygı duruşu yaptım
hani gece uyanırsınız bir bardak su içip yatarken mutfakta sadece buzdolabı sesi ve
akşamdan kalma pilav kokusu sinmiştir kızartma kokusuna karışmış.

yeni bir paragraf açmak gerekirse -ki illa gereklilikse mevzu bahis
satır aralarını iyi okumak gerekli
saatleri kuruyorum fakat takvimleri de işaretler oldum
planlara karşı çıkarken
daha iyi bir fikrim var elbet
jim morrison demiş ordan biliyorum:

''yabancılaştıysan insanlar tuhaf gelir
yalnızsan yüzler çirkin görünür
istemediğin zaman da kadınlar sana şeytani görünür
düşmüşsen caddeler engebelidir
tuhafsan eğer yağmur ortaya çıkartır yüzleri
tuhafsan eğer kimseler hatırlamaz ismini!''

daha iyi bişeyler söyleyene kadar
şimdilik hasret kalın.

10 Haziran 2014 Salı

-laflar torbaya tıkılmaz-

insanız
çok basit
etle örülü her yerimiz
ışık verdiğimiz yerler gözlerimiz
bi düşünün
kimi kandırıyoruz bu çıplaklığımızla
-beceremedin hayatta düzgün durmayı dedi
sana saygım ayrı dedin içinden
kimsenin seçtikleriyle ben kıyaslamadım kendimi
kalbini dinle dediler
çıkarcı oldum çıktım
işime gelmeyen şeyler çok gücüme gitti
ben saygı duyarken
kimse benim seslenişimi duymamış
ben yaşamayı bırakmadım onlar da ölmedim diye sevinmediler neticede
başarı korkutucu bir laf artık lügatımızda
çünkü bir mütevaziliği yok ibadet şeklimizde hayata tapınmamızda
bizim kırılma noktası dediğimiz makasla kumaşa vurulan ilk darbeymiş aslında
-bırak bu ağdalı cümleleri söyle neyin var dedi
tadım kalmadı ki ne acı ne ekşi derim tuz da istemem şu saatten sonra
ama tatlının tadı çıkmıyor kahvenin hatrı olmayınca dedi
-normal peki dedi
ne desem kabul görmez standartlar
onay beklemiyorum yetkililerden
ki öyle bi çirkefliğim de yok memnuniyetsizliğimin tek bir zerresinden
demem o ki
yaptığım herşeyin bir cevabı var kendime
yaşadığım herşeyin de faturası saklı dosyalarımda ki açıp bakarım zamanla
yaşattıklarımdan iyisine razı dualarım kötüsüne neden bulamadıklarım benim harcırahım
-peki sizin duruşunuzun gölgesi çiçekleri solduruyor mu bayım dedi
çünkü burda renk göremiyorum
mühim değil
nefesini dizginle

bak rüzgar hep aynı seyrinde
ritmi telaşa sokan sensin
başlat ki serenad devam etsin
...




-hiç dökümü-

düşündüm de en büyük cebirsel başarım akşam eğlencelikleri alırken 
bakkala 20 lıra yerıne 22.5 lira vererek yuzundekı gulumsemeye dıkkat etmek 
ve memnunıyetıne sevınmek olmustur.
memnun olmaktan mutlu olmayı o zaman ogrendım sanırım
mutlu olmaktan memnun olmaksa hala zamanımı alıyor su sıralarda ve bır ömür sürecek gibi.

en buyuk hayal kırıklığımsa ilkokulda annemin 
'ben pazara gidiyorum gelene kadar buyuk B harfi ödevini bitir' deyişiyle 
geldiğinde bu olmamış deyip sayfayı yırtmasıydı.
bursanın 'b'si benim için olmamış yırtık bir sayfadan ibaret şimdilerde.
herşeye yaptığım yakıştırmalar 
bu kostümü ben mi diktim ki giyeyim diyerek 
hayata kafa tutuşumda düzen içerisinde savrulmama sebep olmuş.
tam bir rock çı tam bir turk sanat muzıgı sevdalısı tam bir halk muzıgı asıgı olamamak 
yada klasık muzıkten baska bisey dınleyememek gibi o kadar ezginin melodinin içinde
kendi nağmelerini mırıldanarak aaa boyle bı sarkı da var demek gibi.

göz kararıdır bazı seyler
elinin ayarı yok mu senin deyişler
bu buraya olur mu hiç serzenişler
beni nerenle dinliyorsun kinayeler
nereye koyduysan ordadır hatırlamıyor musun ??
kafamdaki bi kac söz öbeğinden sadece birkaçı.

kendi tarzını yaratmazsın.
sen boyle özelsin.
özel çaba harcarsan
harcanırsın.

birşeyi de tam yap.
sev mesela.
kalbini kısık ateşte bırakırsan
bi zaman sonra unutursun.

aslolan durmak mıdır.
duruş bir mesele midir.
fatura ödemek için duruyoruz.
yemeğin dibi tutmasın diye duruyoruz.
bağcığımız çözülüyor duruyoruz.
lokmamız bitsin diye duruyoruz.
markette alışverişi bitirmek için duruyoruz.
lamba yansın da geçeyim diye duruyoruz.
geçenlerde tepki olarak durduk ülke ayaklandı-ayrı mesele-
harekete geçince iştahımız kabarıyor.

ne kadar dürüst olursak hayat  o kadar cömert olur mu.
ve bu kadar cömert olursa yaşam ucuza mı gitmiş olur ömrümüz.

algın açık olsun.
hep seyret.
öyle bön bön bakma.
biraz hak ver.
biraz da can ver çevrene.
nasıl olsa vakti gelince teslim ediceksin.

kimlere evet derken kendine hayır mı dedin.
asla olmaz derken nelere yol verdin a benim küçüğüm.

saçların uzadı.kestin.
tırnakların uzadı.kestin.
burnun uzadı yalanlardan.kesildi sesin.

gözlerin büyüdü.birileri bişey anlatırken heyecanını saklayamadın.
ellerin buruştu.hep suda durmayı sevdin.
kalbin?
onu nasıl muhafaza ettin.

bugün çok güzel olmuşsun
hergün taze kalmayı başarabilir misin.
dondurulmuş gıdalar an'ı kurtarır.
tazeliğin tadı hep damağında kalsın.

halıya bas.üşütürsün.
ayakların yere bassın.üzülürsün.
terliklerin ses cıkarıyor.azar yersin.

döndüğümde burayı terketmiş olurum.
daha iyi bir açıklama bulana kadar 
tam da burda 
sadece

durdum.
aslolan durmaktır.

bırak hepsini.

seni seviyorum.
asıl durumdur..

kuşlar saksıya konmaz

besbelli kırmızı ışıktı.
arabalar durdu.
ben durdum.
ortada bi durgunluk vardı.
kimse üstüne alınmak istememiş belli ki.
vallahi saygımdan değil.
durumumuz ortadaydı.
kelimeler follofoş her gece dimağımızda.
akşamdan ıslattığın kuru fasülye bile sabaha şişiyo be.
kalbim dedim.
su topladı efendim.
aman patlatma zamanla geçer o dedi.
hayat az kalmış annem pazara çıktı toplantıya gelemiycek dedi arka sıradan bi cocuk.
bi kedi kulaklarını dikti.
bi böcek nefesini tuttu.
bi dal hışkırdı yaprakların içinden.
ve ben ellerine baktım.
kara kalem gibi durdum sonra sıradan yuvarlanıp yere düştüm.
kimse eğilip almadı
ben de teneffüsü beklemedim.
pastel renk neymiş
uçuk mavi mi olur hem.
mavi denizde göktedir bunu da mı ben söyliycem dedi ona.
herşeye çok ani tepki verme dedi adamın biri
ne konuştun sabah beri bi huzur ver dedi kıza.
çay getirmiş gönlünü almaya iki şekerini atıp karıştırıp oysa.
-ben hiç laf anlamam yalnız dedi adama
ben de yumurta soymaya çekiniyorum dedi kıza adam.
vitaminleri kabuğundaymış deyip boğuşasıya kadar gülmüşler.
-kimse bişey aldatmamış.
kendi hakkında yanıldığına memnun olmuş.
-şair burda çakmağı istedi.
o örtüyü ters yaymışım
meğer kenarına bakınca anlaşılırmış
konuşsana ulan şair burda ne demek isterdin dedim
senin yapıcan işe ben mi kafiye bulayım dedi.
çok şarkısızım.
bi nakarat mırıldansan
kirpiklerim alkış tutar.
tezahürata meyil var yüzümde pek okunaklı olmasa da.
-yine mi saçını kestirdin sen dedi kadına.
-bir lodos bütün çatıları uçurdu.
doğru üzül
saçma sevin dedi.
ve fakat üzülmek yanlıştı sevinmekse delirmek !
-saçların..ah .. dedi kestirmişsin
-yeni sildim yerleri kenardan git dedi kediye.
bırakamıycam yok olmıycak dedi.
nası mutlu olucaksan dedim.
sevdiğimiz ne ise cok iç
sevdiğimiz ne ise çok ye
sevdiğimiz ne ise
sevebileceğimizden gelenin fazlasını yap.
artsın eksilmesin taşsın dökülmesin dedi komşu
teyze amin dedim.
-daha doldurma dedi
altını kapat çayın boşa yanmasın.