-laflar torbaya tıkılmaz-
insanız
çok basit
etle örülü her yerimiz
ışık verdiğimiz yerler gözlerimiz
bi düşünün
kimi kandırıyoruz bu çıplaklığımızla
-beceremedin hayatta düzgün durmayı dedi
sana saygım ayrı dedin içinden
kimsenin seçtikleriyle ben kıyaslamadım kendimi
kalbini dinle dediler
çıkarcı oldum çıktım
işime gelmeyen şeyler çok gücüme gitti
ben saygı duyarken
kimse benim seslenişimi duymamış
ben yaşamayı bırakmadım onlar da ölmedim diye sevinmediler neticede
başarı korkutucu bir laf artık lügatımızda
çünkü bir mütevaziliği yok ibadet şeklimizde hayata tapınmamızda
bizim kırılma noktası dediğimiz makasla kumaşa vurulan ilk darbeymiş aslında
-bırak bu ağdalı cümleleri söyle neyin var dedi
tadım kalmadı ki ne acı ne ekşi derim tuz da istemem şu saatten sonra
ama tatlının tadı çıkmıyor kahvenin hatrı olmayınca dedi
-normal peki dedi
ne desem kabul görmez standartlar
onay beklemiyorum yetkililerden
ki öyle bi çirkefliğim de yok memnuniyetsizliğimin tek bir zerresinden
demem o ki
yaptığım herşeyin bir cevabı var kendime
yaşadığım herşeyin de faturası saklı dosyalarımda ki açıp bakarım zamanla
yaşattıklarımdan iyisine razı dualarım kötüsüne neden bulamadıklarım benim harcırahım
-peki sizin duruşunuzun gölgesi çiçekleri solduruyor mu bayım dedi
çünkü burda renk göremiyorum
mühim değil
nefesini dizginle
bak rüzgar hep aynı seyrinde
ritmi telaşa sokan sensin
başlat ki serenad devam etsin
...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder